20 Ocak 2010 Çarşamba

Karanlıktan Arta Kalanlarla

Karalıktan arta kalanlarla
Yeniden kurabilmek çocukluğumu
Ümitsizlik dikilsede baş ucumda
Yaslanmak isterdim amasız ne varsa

Duyabilmek yok artık ne de olsa
Konuşun karışsın sesler birbirine
Doğsun güneşe inat karanlıklar
Artık yokum bu zindan gecelerde

19 Ocak 2010 Salı

Nedensiz

Nedensiz başlanan yaşam saymaçlarından arta kalanların yığınlarını toplamak artık zorluğuna soyunan sınav niteliğinde ki bu çıkmaz problemler yığını yoruyor artık uslanmaz düşünceleri neresinden baksanda yansımasına soyunmuş bir diğeri bitse durmadan yetişebilemek zorluğunu kılan derisi soyulmuş insan yığınları arasında aramak cesetlerle dolu bu kalabalıksız yığında nefes dahi alacamayacak boşlukta zor denilen ne varsa üstlenebilmek korkmak seslensede duyabilmek çığlıkları bu ruhsuz alemde yeniden onarmak faslı bitti artık dönmeden ileriye adımların nereye gittiğini bilmeden tutunmak koca bir ağacacın gövdesine sana uzatılan cevaplardan yeni bir soru yığını yüklemen sırtına açık olsa dahi kapalı zannedilen kapılar ardında neyin beklediğini bilmeden beklemek uzunca yıllarda sen yok olmaya soyunmuşken kim der hadi "gel" diye görünmezliğin verdiği mutluluktan hüzünlere alığın bu amanısız yolculukta son bulsa duaları caba vermez artık yoktur yanı başında kimseler neden seçtim öle ise yok kaçmak hadi daha fazla delicesine yuttum sözcüklerimi çıldırmışlığa sarmalasan düşsüzlükten kalmaları bitti neden olmasan olamasamda benlik kavramı yitirilen onda onca uzak kalmalar nağmesiz türküler eşliğinde gömlünen uyuz bir hayvan misali yönlendirmek bir benzetme kurduğunu sandan da bilmeden bilecek kimse de yok artık ne de olsanda...

4 Ocak 2010 Pazartesi

Kaybetmek Daha Fazlasını

Kaybetmek daha fazlasını
Niyetsiz başlanan cevaplarda
Akıl almaz soru yığınları
Bir diğerini tekikler akılı sıra

Kalmak; çalmanın heyacanı
Karşında basma kalıp bir canlı
Ne söylesen duyamaz artık
Doğmaya yakın bir güneşe dön artık