19 Ocak 2010 Salı
Nedensiz
Nedensiz başlanan yaşam saymaçlarından arta kalanların yığınlarını toplamak artık zorluğuna soyunan sınav niteliğinde ki bu çıkmaz problemler yığını yoruyor artık uslanmaz düşünceleri neresinden baksanda yansımasına soyunmuş bir diğeri bitse durmadan yetişebilemek zorluğunu kılan derisi soyulmuş insan yığınları arasında aramak cesetlerle dolu bu kalabalıksız yığında nefes dahi alacamayacak boşlukta zor denilen ne varsa üstlenebilmek korkmak seslensede duyabilmek çığlıkları bu ruhsuz alemde yeniden onarmak faslı bitti artık dönmeden ileriye adımların nereye gittiğini bilmeden tutunmak koca bir ağacacın gövdesine sana uzatılan cevaplardan yeni bir soru yığını yüklemen sırtına açık olsa dahi kapalı zannedilen kapılar ardında neyin beklediğini bilmeden beklemek uzunca yıllarda sen yok olmaya soyunmuşken kim der hadi "gel" diye görünmezliğin verdiği mutluluktan hüzünlere alığın bu amanısız yolculukta son bulsa duaları caba vermez artık yoktur yanı başında kimseler neden seçtim öle ise yok kaçmak hadi daha fazla delicesine yuttum sözcüklerimi çıldırmışlığa sarmalasan düşsüzlükten kalmaları bitti neden olmasan olamasamda benlik kavramı yitirilen onda onca uzak kalmalar nağmesiz türküler eşliğinde gömlünen uyuz bir hayvan misali yönlendirmek bir benzetme kurduğunu sandan da bilmeden bilecek kimse de yok artık ne de olsanda...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder