21 Ocak 2011 Cuma

FAHR-İ KAİNAT'A

Hamdü sena ile başlarken geceye

Zikirler sana bahşedilen ismin ile


Minberinden seslenişinin hayali

Uzak diyarlarda bir ezan vakti

Huzuruna ulaşmanın sabrını tadarken

Aldığım her nefeste biraz daha yaklaşabilmek

Matemini anarken gözlerde

Müjdelediğin günün habercisi

Emir buyurduğun gibi sevgili

Dünya denilen bu yer bizlere çorak


Sabaha mı yakın geceye mi?

Anarken seni hayalimdir bir ecel hali

Vakit o vakittir sevgiliye kavuşma hali

14 Ocak 2011 Cuma

Huzara Dönük Bir Bakış Andırması

Huzura dönük bir bakış andırması
Beni bedenden eden bir ruh arındırması
Her köşe başı sana dönük
Çıkmaz bir sokakta ellerim semaya dönük

Dökülen her cümle bir öğüt aslında
Okudukça değil sadece yaşadıkça
İsmi her anıldığında yüreğimde ayrı hüzün
Gözlerim kapalı ismin gözyaşlarım

Düşün ki bir avuş toprak aslında
Üstünde gezilen günah tohumları
Altında yatan soru yığınları
Kurtuluş ki tek bir kelimedir anantarı

Başlar ki vardımı toprağa
Arada kalan sadece yedi perde
Beden burda ruh sonsuz bir uyaşında
Unutma sur'a ya kalan bir kaç dakika





6 Ocak 2011 Perşembe

Gerçeğe Dair

Hayata yalanın bozukluğunu savururken yazı mı yoksa tura geleceğinin hesaplanamamazlığından ötürü duyduğum işkençe senfonisi ardı ardına kesilmeyen bir vicdan muharebesi yutkumduğum kelimelerden yaptığım gök yüzüne ulaşmaya çalışan sözcük öbekleri yukarısı mı ağaşıda aşağısı mı ikileminde oynarken aslında hiç yaşamamışcasına döktüğüm çocuk gözyaşlarım gelecekten bir haber olmanın bahçesinde oynarken aslında geçmişte hapsolmaya soyunmuş bir kere yüzüm gelin kurtarın demeye hangi yüzümü dönsem hangi ses tonu alır benden benim aslında hiç olmayanları neden ki zannedilen bu benlik kavramı kaç kişi yaşar aynı bedende kaç ruha bölünür tek umduğum düş yolculukları gülmenin lezzetine varmaya bir kaç adım kalmışken uyandırıldığın bir başka düş yolculuğu aslında gerçek olmayan ne varsa nedir beni gerçek kılan yalan dediğimiz bu kelimeyi biz mi uydurduk yoksa tepeleme sancılardan kucağımıza düşen pimi olmayan bombanın patlaması ardı ardı sıralanan sonrasında bir hesap bekleyen geçen ömür günü kurtarma geyikleri gerçekliğe yaklaşma aşkı yeniden tatabilme yok zannedileni tanıma yürümek sonu olmadığı zannedilen sonu mutululuk kapısı peki ya aşağısı mı yukarısı mı buna cevap araken sana sulan sonsuz bir hayat mücadelesi kabul edilebilemek edepten kaldırılamayan başlar bir saf ürkek bakışkar ki pişmanlığa dökülen korku andırması ne olacak sorusunu sorarken boynumda hissettiğim bir palanganın hapsini yaşarken bile anabilmek aslında tek var olanı