skip to main |
skip to sidebar
Gerçeğe Dair
Hayata yalanın bozukluğunu savururken yazı mı yoksa tura geleceğinin hesaplanamamazlığından ötürü duyduğum işkençe senfonisi ardı ardına kesilmeyen bir vicdan muharebesi yutkumduğum kelimelerden yaptığım gök yüzüne ulaşmaya çalışan sözcük öbekleri yukarısı mı ağaşıda aşağısı mı ikileminde oynarken aslında hiç yaşamamışcasına döktüğüm çocuk gözyaşlarım gelecekten bir haber olmanın bahçesinde oynarken aslında geçmişte hapsolmaya soyunmuş bir kere yüzüm gelin kurtarın demeye hangi yüzümü dönsem hangi ses tonu alır benden benim aslında hiç olmayanları neden ki zannedilen bu benlik kavramı kaç kişi yaşar aynı bedende kaç ruha bölünür tek umduğum düş yolculukları gülmenin lezzetine varmaya bir kaç adım kalmışken uyandırıldığın bir başka düş yolculuğu aslında gerçek olmayan ne varsa nedir beni gerçek kılan yalan dediğimiz bu kelimeyi biz mi uydurduk yoksa tepeleme sancılardan kucağımıza düşen pimi olmayan bombanın patlaması ardı ardı sıralanan sonrasında bir hesap bekleyen geçen ömür günü kurtarma geyikleri gerçekliğe yaklaşma aşkı yeniden tatabilme yok zannedileni tanıma yürümek sonu olmadığı zannedilen sonu mutululuk kapısı peki ya aşağısı mı yukarısı mı buna cevap araken sana sulan sonsuz bir hayat mücadelesi kabul edilebilemek edepten kaldırılamayan başlar bir saf ürkek bakışkar ki pişmanlığa dökülen korku andırması ne olacak sorusunu sorarken boynumda hissettiğim bir palanganın hapsini yaşarken bile anabilmek aslında tek var olanı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder